21 Temmuz 2015 Salı

replika saatt ve insan varlığı88

 replika saat


replika saatt ve insan varlığı88 sizlere en güzel bilgileri yazan replika saat dediki lUı da demektir ki o veçheye sırı çevirebilmek için onu var içinde belırimem gerekir; hattâ onu düşünmemeye dikkat etmek için (jıırm-ıd.ın onu düşünmem gerekir. Bundan anlaşılması gereken şudur: kaçmak islediğim şeyi zorunlu olarak, durmadan beraberimde taşımam gerekir, ama aynı zaınımda da kendisinden kaçabilmek için kaçışımın nesnesini hedef almam gerekir; yanı ıçdaralması, içdaralmasına ilişkin yöneliınscl bir hedefleme ve içda-ralmnsından güven verici söylencelere doğru kaçış aynı bilincin birliği içinde ve-nlmiş olmalıdır. Kısacası, bilmezden gelmek için kaçarım ama kaçtığımı bilmezden gelemem ve ıçdaralmasından kaçmak içdaralmasmm bilincine varmanın bir kipinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla içdaralması tam anlamıyla ne maskelenebilir ne de ondan kaçılabilir. Yine de içdaralmasırıdan kaçmak ya da ıçda-ralması olmak tastamam aynı şey olmayacaktır: eğer içdaralmamdan kaçmak üzere içdaralmam isem, bu demektir ki olduğum şey karşısında kendimi odaktan çıkartabilirim, “o-olmamak” formu altında içdaralması olabilirim, bizatihi ıç-daralmasmın bağrında bir hiçleme gücünü elimde tutabilirim. Bu hiçleme gücü ıçdaralmasmı Içdaralmasından kaçtığım ölçüde hiçler ve içdaralmasından kaç-mk içdaralması olan olarak kendi kendini de hiçleştirir. işte bu, kendini alkıma [mauvaise foi| adı verilen şeydir. Şu halde söz konusu olan içdaralmasını bilinçten kovmak ya da onu bilinçaltı psişik fenomen halinde oluşturmak değil sadece şudur: la kendisi olduğum içdaralmasının yakalanışında, kendini aldat maya geçebilirim ve benim kendimle olan münasebetimde kendisi olduğum hi İlgi doldurmaya yönelik bu kendini aldatma tam da ortadan kaldırdığı o hiçi 
Ne var ki, soruşturmanın ve olumsuzlamanın incelenmesi, verebileceğimi şeyi verdi. Buradan, insanın zamansallıgın bağrındaki hiçlenişi olarak ve olutn,| suz-birimlenn aşkın yakalanışının zorunlu koşulu olarak ampirik özgûrlûJ gönderildik. Geriye bu ampirik özgürlüğün kendisini temellendirmek kalıyoJ Bu ampirik özgürlük ilk hiçlcme, ve de her türlü hiçlemenin temeli olmayacall tır. Nitekim o bütün olumsuz aşkmiıklan koşullandıran içkinlikteki aşkmiıkljl oluşturmaya katkıda bulunur. Ama ampirik özgürlüğün aşkınlıklannın içkinlil te aşkınhklar olarak oluşturulmaları olgusu bile, kökensel bir hiçliğin varolup nu varsayan ikincil hiçlemelcrin söz konusu olduğunu bize göstermektedir: bı 1ar bizi “oJumsuz-birimler” denilen aşkınhklardan kendi kendisinin hiçliği c varlığa kadar götüren analitik gerileyişteki bir aşamadan ibarettirler. Her ıı olumsuzlamanın temelini elbette ki içkinliğin bizatihi bağrında gerçekleşıirilf bir hiçlemede bulmak gerekir; insanın bizzat kendisi için kendi hiçliği olm; sağlayan o kökensel edimi mutlak içkinlikte, anlık cogito’nun salt öznelli^ keşfetmek zorundayız. Bilinç kendi varlığında ne olmalıdır ki insan bilinç bilinçten hareketle dünyada kendi kendinin hiçliği olan ve hiçliğin dünyay; meşini sağlayan olarak ortaya çıksın?
Şimdilik bu yeni sorunu çözmemize imkân verecek araçtan yoksunmuş bi görünüyor; olumsuzlama doğrudan bir biçimde yalnızca özgürlüğü b Daha ileriye gitmemize imkân verecek davranışı bizatihi özgürlüğün içind mak uygun olacaktır. Öte yandan bizi içkinliğin eşiğine kadar götürecek o yine de imkânının koşullarını nesnel biçimde onaya çıkarabilmemiz için yt
nesnel kalan bu davranışa rastladık bile. Biraz önce kendini aldatma ıçindey-|,|,n aynı bilincin birliği içinde içdaralmasmdan-haçmah-ûzere-içdaralması-oldu-guna işaret etmedik mi? Kendini aldatma mümkün olacaksa, bizim de tek bir bi-linçie, olma ve olmamanın birliğine, olmamak-üzere-o\maya U’etre-pour-n'etre pas] rastlayabilmemiz gerekir. Dolayısıyla şimdi sorgulamamızın nesnesini kendini aldatma oluşturacaktır, insanın som sorabilmesi için kendi kendisinin hiçliği olabilmesi gerekir, yani kendi kendisinde ve kendi aracılığıyla insanm varlığına hiçlik nüfuz ediyorsa, insan varlığı ancak o zaman varlık içindeki varlık-o\-mayanın kökeninde olabilir; geçmişin ve geleceğin aşkınlıkları insan-gerçekliğinin zamansal varlığı içinde böyle onaya çıkarlar. Ama kendini aldatma anlık bir dananıştır. Şu halde, bir anlık düşünüm-öncesi cogito’da bilinç ne olmalıdır ki insan kendini aldatabilsin?
İKİNCİ BÖLÜM KENDİNİ ALDATMA
KENDİNİ ALDATMA VE YALAN
İnsan varlığı, olumsuz-birimlerin dünya üzerinde açığa çıkmalarına ara, eden varlık değildir yalnızca; o aynı zamanda da kendine karşı olumsuz uv alabilen varlıktır. Giriş bölümümüzde, bilinci, “kendi varlığı içinde varlığı dısi için soru olan ve de kendinden başka bir varlığı gerektirdiği’ ölçüde olan varlık” biçiminde tanımlamıştık. Ama, sorgulayıcı davranışın aydınlat sından sonra şimdi artık biliyoruz ki bu formül şöyle de yazılabilir: “Bilinç lığı içinde varlığının hiçliğinin bilinci olan bir varlıktır.” Örneğin, yasaklar da veto halindeyken insan varlığı gelecek bir aşkmhğı olumsuzlar. Ama bu ( suzlama saptayıcı türden değildir. Bilincim bir olumsuz-bırimı göz önünde l durmakla yetinmez. Kendi kendisini, iliklerine kadar, bir başka insan-gerç tarafından kendi imkânı olarak ortaya atılan bir imkânın hıçlenmesi olarak tumr. Bunun için bilincim dünya üzerinde bir Olumsuzluk^ olarak belirmi mndadır ve nitekim köle efendisini ya da kaçmaya çalışan tutsak onu göze nöbetçi)d önce bir Olumsuzluk olarak kavrar. Hattâ, toplumsal gerçeklikli nız ve sadece Olumsuzluğun gerçekliği olan, yeryüzünde yalnızca bir Olu luktan ibaret olarak yaşayıp ölecek olan insanlar bile vardır (gardiyanlar, çiler, muhafızlar, vb.). Daha başkaları da olumsuzluğu bizatihi öznellik taşımak üzere, insan olarak, kendilerini sürekli bir olumsuzlama halind turmaktan geri durmazlar; Scheler’in “hınç insanı” dediği şeyin anlamı v bu Olumsuzluktur, Ama betimlenişleri bizi bilincin mahremiyeti içind
Burada “Olumsuzluk” şeklinde karşıladığımız ifade, Fransızca metinde “Non” olaı yor. Bu kelime, “Non”, tek başına ele alındığında “Hayır” demektir. Ancak burad limenin Fransızcada önek olarak kullanıldığında sağladığı olumsuzluk söz kont mektedir (ötre = varlık, non-ötre = varlık-olmayan örneğinde olduğu gibi), -çn
yzaklara götürecek daha incelikli davranışlar da vardır; ironi bunlardandır. İronide insan ortaya koyduğu şeyi tek bir edimin birliği içinde hiçler, inanılmamak üzere inandırır, olumsuzlamak için olumlar ve olumlamak için olumsuzlar, olumlu bir nesne yaratır ama bunun kendi hiçliğinden başkaca bir varlığı yoktur Böylece kendine dönük olumsuzlama tavırları yeni bir soru sorma imkânı verirler: kendi varlığı içinde insan ne olmalıdır ki kendi kendini olumsuzlayabil-5İn? Ne var ki, “kendini olumsuzlama” tavrım tümelUği içinde almak söz konusu olmayacaktır. Bu başlık altına yerleştirilebilecek davranışlar lazlasıyla çeşitlidir ve bunların yalnızca soyut formunu göz önünde bulundurma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Öyle bir tavır seçip incelemeliyiz ki hem insan-gerçek-liği açısından asli olsun, hem de o tavırda bilinç olumsuzlamasını dışarıya doğru yönelteceği yerde kendisine çevirsin. Bu tavır bize kendini aldatma tavrı gibi görünüyor.
Kendini aldatma çoğu kez yalanla bir tutulur. Hiçbir fark gözetmeksizin, bir insanın kendini aldatışını belli ettiğinden ya da kendi kendisine yalan söylediğinden söz edilir. İçtensizliğin kendine yalan söylemek olduğunu kabul edebiliriz, ama insanın kendine söylediği yalanla düpedüz yalanı hemen birbirinden ayırt etmek koşuluyla. Yalan, üzerinde uzlaşılabileceği üzere, yadsıyıcı, olumsuz bir tavırdır. Ama bu olumsuzlama bilincin kendisine değil, yalnızca aşkın olana yöneliktir. Gerçekten de yalanın özü, yalancının, gizlediği hakikatin tümüyle lar-kında olmasını gerektirir. İnsan bilmediği şey hakkında yalan söylemez, kendisinin de yanılgı içinde olduğu bir konudaki yanlışı yayan insan yalan söylemi yordur, yanılgı içindeki insan yalan söylüyor değildir. Şu halde bir yalancım ideali, hakikati kendine olumlarken, onu kullandığı sözlerde olumsuzlayan bu olumsuzlamayı da kendisi için olumsuzlayan kinik bir bilinç olacaktır. O'; bu çift yönlü olumsuzlama tavrının nesnesi aşkındır: dile getirilen olgu aşkım çünkü varolan bir şey değildir ve ilk olumsuzlama bir hakikate yönelikÜT, ^ tikel bir aşkınhk tipine yöneliktir. Hakikati kendim için olumlarken buna k İlk olarak içimde gerçekleştirdiğim olumsuzlamaya gelince, bu olumsuz sözlere yöneliktir, yanı dünyadaki bir olaya yöneliktir. Ayrıca yalancının içsı rumu olumludur; olumlayıcı bir yargının nesnesini oluşturabilir: yalana, ma niyeti taşır ve bu niyeti kendinden saklamaya da, bilincin saydamlığı lemeye de çalışmaz; tam tersine, ikincil davranışlarla ilgili karar vermek nusu olduğunda bu niyete başvurur, bu niyet onun bütün tavırları üzerir
replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder