21 Temmuz 2015 Salı

replika saat ve insan varlığı45

 replika saat


replika saat ve insan varlığı45 bugü en güzel yaızları yaan replika saat sizlere diyorki kaçat keıı kendisine doğru gidebileceğimiz ideal biliş noktası gibi veril kelseleıun alanında, bu durum, delerminıst psikologların lezlerim iç gözlemin s.ılt venleıi üzerinde lemellendirme iddiasında olmayışlarıyla açıkça ortaya çıkıııaktadıı Bu tezi, değerini olgulan açıklamasında bulan doyurucu bir varsayım gibi va ila her turlu psikolojinin kurulabilmesi için zorunlu bir poslü-la) gihı-sunarlar Rakipleri “içduyunun görüsü yoluyla kanıilama” Ipreuve par riniuilıon du seııs iulıınel adını verdikleri itirazda bulununca, özgürlüğün dolaysız bilııuınm varolduğunu kabul ederler. Tek yaptıkları, tartışmayı bu iç açmlan-manın IrCvclaiıon ınicrncl tlcğeri’ne laşımakur. Böylece kendimizi hallerimizin ve edimlerimizin ilk nedeni olarak kavramamızı sağlayan görü hiç kimse taralından tartışılmaz. Ne var ki, içdaralmasımn üzerinde yükselerek ve onu edimlerimizır gerçek nedenleri konusunda içinde bulunduğumuz bilgisizlikten kaynaklana' bir yanılsama olarak yargı/u^'arak içdaralmasını dolayımlamayı hepimiz deneyi bilınz. 0 zaman ortaya çıkacak olan sorun bu dolayıma olan manan derecesid Yargılanan bir ıçdaralması, önlenmiş bir içdaralması mıdır? hlbette ha^nr, yine burada yem bir lenomen, içdaralması karşısında dikkati başka yere yönelten bir kez daha ıçdaı almasında hiçleyici bir guç varsayan bir süreç doğar.
Determinizm, kendi başına bir poslüla ya da hır varsayımdan ibaret ok için, dikkati başktı yere yöneltmeye yelmez. Deicrminızm daha somut ve b hi duşunum alanında gerçekleşen bir kaçış çabasıdır, iler şeyden önce, için mümkün olana karşıt olan mümkün olanlara kıyasla, dikkati başka ye neltme girişimidir Kendimi, bir mümkün olanın benim için mümkün o\; rak anlaşılması şeklinde oluşturduğumda, o
genelde. o*:güıluk hıhncı diye adlandırılan şeydir; özgür irade yandaşlar, duyunun gorusıınden soz ellikleri zaman göz önünde tuttukları tek şey yapısıdır işte, Ama, aynı zamanda, dikkatimi, benim için mümkün olat,^^'^^ ikan öteki ımınıkıin olanların oluşturulmasından başka yereyönelinieyf^^ Ilgım da olur. Aslında bir yandan seçtiğim mümkün olanı benim için olan olarak ortaya çıkarırken, öte yandan da
dugunu onaya koymazlık edemem; onları, canlı mümkün olanlar olarak, benim iyin ınümhun olanlar haline gelme imkânına sahip olanlar olarak oluştumv mı engelleyemem. Ama onları aşkın bir varlıkla donatılmış ve tümden maniıkj olarak, kısacası, şeyler olarak görmeye zorlarım kendimi. Eğer düşünümseldu lemde bu kitabı yazma imkânına benim imkânım olarak bakarsam, bu imkân bilincim arasında, kitabı yazma imkânım mümkün olan şey gibi kuran, hiç d necek bir varlık ortaya çıkannm ve bu hiç denecek varlık, kitabı y^azma imkâr nı bir imkân olarak kurar ve bu kitabı yazmama imkânının da benim için mûr kûn olmasının sürekli imkânı içinde o hiç denecek varlığı kavrarım. Ama bul tabı yazmama imkânı karşısında, tıpkı gözlemlenebilir bir nesne karşısındayn şım gibi davranmaya çabalarım ve orada görmek istediğim şeye kendimi ik ederim; kitabı yazmama imkânını, ondan sadece bellek için sözü edilmesi geı kiyormuş gibi, yazmama imkânı beni ilgilendirmezmiş gibi onu ka\Tamaya ç şmm. Devinim nasıl ki şurada hareketsiz duran bilye karşısında dışsal bir kânsa, kitabı yazmama imkânı da benim karşımda dışsal bir imkân olmalu Bunu başarabilirsem, benim için mümkün olanın, mantıksal birimler lentiı halinde oluşmuş olan o antagonist imkânları etkililiklerini yitirirlerdi; dışarı olacaklan için artık tehditkar olmazlardı, çünkü benim için mümkün olanı, pedüz, kavranabilir ihtimaller olarak, yani temelde, bir başkası tarafındar kavranabilir ihtimaller olarak ya da aynı durumda bulunacak bir başkası mümkün olanlar olarak kuşatıyor olurlardı. Aşkın bir yapıymışçasına nesn^ konumuna ait olurlardı: ya da, dilerseniz Heidegger’in terminolojisini kull rak şöyle diyelim; ben bu kitabı yazacağım ama insan bu kitabı yazmayal Böylece benim için mümkün olana karşıt olan mümkünlerin bizzat ben oldı nnı ve benim için mümkün olanın imkânının içkin koşullan olduklarını dimden saklamış olurdum. Benim için mümkün olanın keyfiliğini, özgür bir
ıjcnclimıezlei'di, sebilmiş imkan, onu seçmemden oıııııı, hrıııin ujn n |. •„.ınııi lürrıkün olan olarak görünürdü ve, ardından, beni krııdiMiıdcn avıuıı \t ,f-lm jakendisine imkânını kazandıran hiçlik doldurulmuş olıııdn Ne var ki, içdaralması karşısında kaçış, yalnızca dıkkıılını gcin eklen h.u-ka -ere çevirme değildir: bu kaçış geçmişin tehdidini de oriadan k.ıldıııııa\ .ı calışıı Jurada kaçmaya çalıştığım şey, benim özümü taşıyan ve uıııın oieMiu geçen as anlığınım ta kendisidir. Kendinde olanın varlık kipinde, kendi o/uııı ult/ıivltımn )lumlanm. Aynı zamanda, bu özü tarihsel olarak kıımlmıış hu u.- pfuak k.ıhul îtmeyi ve bir dairenin iyeliklerini içerişi gibi edimi içeren hıı le- ııfııak k.ıhul eı meyi reddederim. Bu özü benim için mümkün olanın ilk haşl.ıne.iı ı ı'laıak k.ıv ranm ya da en azından kavramaya çalışırım ve onun ki'iıdı kendiMiule hu h.ıs-langıcının olmasını hiçbir şekilde kabul etmem; höylece hıı ('dııııın Uvi.un.ım özümü yansıttığı zaman özgür bir edim olduğunu olıımlaııııı Am.ı .in iic.i. IVıuu karcısında duran bir özgürlük olsaydı beni kaygılandıı.u .ık olan hu o.-g.urluğü. özümün, yani Benimin bağrına yeniden yerleştirmeye çah.ıl.ııdııu Bımul.ı Beni, içimde barınan ve özgürlüğüme metafizik bir etki gucu ol.ııak .Mİııp ol.ın küçük birîann gibi düşünmek söz konusudur. Bu durumda v.ııiıgııu arlık v.ırlık oh-rak özgür olmaz da, bilincimin bağrında Benim özgür olur Bu d.ı bıh uk olçudo güven verici bir kurmacadır [fiction], çünkü böylece özguıluk op.ık bu \ aı lığın bagnna itilmiş olur: özümün saydamlık [translucidiıe] ıdııuııu'^ı, ıçkinlıkıe aşkın olması ölçüsünde, özgürlük de özümün özelliklerinden hm h.ılıne gelecektir. Kısacası, özgürlüğümü kendi Benim içinde /mşlm.smm o/guıluğü gibi kavramak söz konusudur burada‘\ Bu kurmacanın belli başlı leııul.m gorulüvor: Vıp-İQbaşkalarının kendi edimlerinin kökeninde, önceden kurulmuş bu kışı v.ıslıyla bulunuyor olması gibi, kendi Benim edimlerimin kökeni h.ılme gelir, blbette Benim yaşamakta ve dönüşmektedir, hattâ edimlerinden lıeı bıı ınıu onun dö aûşmesine katkıda bulunabileceği bile kabul ctlilecekııı, Am.ı bu uvunılu ve si rekli dönüşümler, o biyolojik tip üzerinden tasarlaııuiaı. Bu dönüşümler, dc lum Pierre’de, bir ayrılıktan sonra onu yeniticn gördüğümde s.ıpiavabileceğ dönüşümlere benzerler, işte bu güven verici gereklılıklei' nedeiııvle Bergson, ren ve düzenlenen, kendisi hakkında edindiğim bilince d.uma zaiıı.uulaş ol H)B1(2. Üçüncü Kısım, Birinci Bölüm.
rcbılen bir derin ben .eoriM... usarladıAmda açıkça talmm olmuşlu: edımö,/ daha ileri fruler. ama aynı yıinde ilaha ilen gider; elbette edimin hâlâ besbelı,
mdırgencmezligi vardır ama ııpkı hır babanın, eserini devam ettiren og^ kendim tanıyıp ngrenebıldiAı gibi, biz de kendimizi edimde tanır ve öğren, Bergson böyleec. -içimizde kavradığımız- özgürlüğü psişik bir nesneye, yansıtarak içdaralmamızı gizlemeye katkıda bulunmuştur ama bu yoldan bil,,, Ü cin kendisini liareamışıır. böylelikle oluşturduğu ve betimlediği şey, kendi kç^. disme göründüğü haliyle özgürlüğümüz değildir; bu, başkasının özgürlüğüdür,
,Şu halde, kendi kendimizden içdaralmasını gizlemeye çalışırken başvurduğu, muz süreçler bütünü işle böyledir: Farklılaşmamış bir başkası [un auiruı indillç. renciej için mümkün olanlardan çıkardığımız öteki mümkün olanlan göz önün de bulundurmaktan kaçınarak kendimiz için mümkün olanı kavrarız: bu mûm kün olanı safhiçicyıd bir özgürlük aracılığıyla varlıkta tutulan olarak görmek is temeyiz de, onu esasen oluşturulmuş bir nesneden ileri geliyormuş gibi kavram; ya çalışırız; oysa bu nesne, başkasının kişisi olarak ele alıp betimlediğimiz ken Benlinizden başkası değildir. Özgürlüğün bize kendisini bizim bağımsızlığımız sorumluluğumuz olarak açtığına dair ilk sezgimizi muhafaza etmek isteriz, anc bizim için söz konusu olan, bu özgürlükte kökensel hiçleyişe dair ne varsa he I sine ışık tutmaktır; zira eğer bu özgürlük bize ağır gelirse ya da bir mazerete il yaç duyarsak, kendimizi determinizme inanma fikrine sığınmaya her an hazır 1 luruz. Böylece, kendimizi başkası ya da bir şey gibi dışarıdan ka\Tamaya çal rak içdaralmasından kaçarız. Içduyunun [sens intimel açınlanışı ya da özgürlü mûzün ilk görüsü diye adlandınlagelen şeyin hiçbir kökensel yanı yoktur; iç ralmasını kendimizden gizlemek için özellikle önceden yapılandırdığımız bir reçtir bu; oysa özgürlüğümüzün asıl “tlolaysız verisi” içdaralmasıdır.
Peki, bu farklı yapılandırmalar aracılığıyla içdaralmamızı bastırmayı yi onun üstünü örtmeyi başarabiliyor muyuz? Apaçık bellidir ki onu ortadan dıramayız, çünkü içdaralması hiziZ- Üstünü örtmeye gelince, bilincin bizaıih pisi ve saydamlığından ölürü “üstünü örtme” deyimini gerçek anlamıyla kı namamamız bir yana, bu deyimle belirtmek istediğimiz özel davranış tipin..replika saat sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder