7 Temmuz 2015 Salı

bolu satılık daireler ile islam bilgileri

 bolu satılık daireler


bolu satılık daireler ile islam bilgileri sizler icin bugün bolu satılık daireler yaızlarını yazdı ve bolu satılık daire fiyatları dediki İzlenen yol da bunu gösterir. Peygamber (s.a)’in bunu destekl da vardır ve hatta bunlardan anlaşıldığına göre öyle zama ihtiyaç mallannın tümüne el konulup onlar karne usûlü dağıtıp^^ lirler^. Durum böyle olduğunda olağanüstü geçici hal hükmü
Allah'ın mallann tamamını istemediği ve Zekâtın belli hak olan o ol nispetlerinin de fazla bir şey olmayıp mâkul olduğu anlatılırken âyette denilir;
ortaya çıkanr (; Sizi bu din ve Peygambere kin beslemeye doğru sürüklen^jj ' - İşte sizler (o belli ölçülerde) Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz.,
Cimrilik “veren el” olmaya engel bir huy olduğu için. Kur’an, onun vara cağı tehlikeleri ortaya koyup insanı bunu aşmaya çağırırken o, Allah için veren- | lere de güzel bir dünya va'd eder. Ancak insanın, gönüllü yardımlar alanında kendisini iktisadî-meılî sıkıntılara sokacak bir ölçüde cömertlik yapması da yin« | bu Kitapta uyan konusu olmuş ve burada, gelire göre ölçülü davranma, mü’mirı ^ kişinin önüne bir ilke olarak konulmuştur^.
Kur’an’da; gelirin yaygınlaştırılması ve iktisadî-malî, ziraî imkânlarınınsa dece belli ellerde toplanmaması için gerekli hukukî düzenlemeler yapılmaa da öngörülmüştür. Sahip olunan söz konusu bu imkânların âdil dağılımı için gerefe . hukukun ortaya konulmasının gerekçesi ilgili bir âyette
“..Tâ ki bu mallar içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet (ser vet ve güç) olmasın”'*^,
ifadesiyle dile getirilmiştir**'. Devlet imkân ve gelirleriyle ilgili olan bu âyet | zekâtın dışında aynı zamanda devlet hcizinesinin de yoksula el uzatmasını öıv | görür. Çağımızda ülke içinde ve ülkelerin birbirleri aralarındaki gelir dağıb | dengesizlikleri, hatta az sayıda şirketin dünya gelirinin önemli bir kısmına sa l hip olacak kadar dengesizliklerin ortaya çıkması bu ilke açısından sorgulanma?
gereken bir durumdur. Halifeliği sırasında Haşr sûresinin ilgili âyetlerini tefsir ederken Hz. Ömer:
“Beyaz, siyah ue kırmızı; Hz. Adem’in çocukları bu gelirlerden /aydalana-caktır",
derken o ayrıca bu açıklamasını; fethedilen ülkeler haMannın toprağa bağlı köleler yapılmayacağını, duyurmak için de yapmış olur^. Bunlara göre aynı hâkimiyet altında ırk, köken, renk ve bölge ayırımı yapılamayacaktır.
Kur’an, azgın Fir’aun idaresinin bir özelliğini anlatırken onun; ülke insanlarını, sözünü ettiğimiz bütün bu açılardan bölüp iktisadı-idarî imkânları belli bir kesim elinde toplayıp ötekileri ezerek zayıf düşürdüğünden söz eder^^. Ancak burada kalkınmışlık ve refahın ülkenin her tarafına aynı zamanlarda eşit seviyede götürülememesini bu Fir’avun siyaseti gibi görmek yanlış olur; çünkü ülkelerde kalkınmışlık daima önce kendine en uygun bölgelerden başlamıştır. Burada bir şeyi daha unutmamak gerekir ki o da; manevî alanda olduğu gibi maddî ve İktisadî alanda da insanların meşru yükselişlerine Din bir sınırlama getirmemiştir. Önemli olan meşru kazanç ve diğer taraftan da maldaki hakların yetine getirilmesidir. Kur’an Fir'avun misaliyle insanları ezilmişlik ve yoksulluğa mahkûm edenleri kınarken elbet bu dürümdakilerin kurtarılmasını da müminlerin önüne bir mükellefiyet olarak koymaktadır. Kur’an Karun’u da; servetinde topuma bb hak tanımayan düşünceler için kötü bir örnek olarak sunar^^.
Kazancın diğerleriyle eşit veya ortak bölüşülmesi üzerine kurulan düzeni insancıllık ve adalet gibi ilkelere dayanarak yola çıkmışlardı. İnfakv düzenley Kur’an bu tür paylaşımlara da değinmiş ve tür iddiayı değil de kendi paylaş ma esaslarını insanlığın yararına görmüştü. İlgili âyette açıkça söylenen şud
“Rabb’inin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onlarıı çimliklerini aralarında onlar değil Biz paylaştırdık. Bir kısmı diğer bir kı işçiler edinsin (onlara iş gördürüp uerebilsin) diye kimini derece bakırr ötekilerin üstüne çıkardık. Rabb’inin rahmeti onların biriktirdikleri şev, daha üstündür”^^.
Bu âyette sermaye tarafı ve öteki de emek tarafı (: suhriy') olmak Ü2 timin iki unsuru dile getirilmiş ve bu birliktelikler ve dolayısıyla üretimin
50Ebû Yûsuf, Harâc, 151-152
51Kasas, 28/4
52Kasas, 28/76-83; ayrıca bak. Ankebût, 29/39
53Zuhruf, 43/32
K,,,,.. olması gereği üzerinde durulmuştur. İslâmî dadılar; böylece her iki taraf ve tüm toplum kazanc^^'^
° inde toplum için, ülke için malı ortaya koymamak ve oryi^^ ^'Safiyetleri yerine getirmemek; sonuçta o servetleri ve hatta, ‘ "|“^,3nn, da tehlikeye düşürür ki bu bir âyette; '^AlJah ^/olunda '’S afmayın”“ âyetiyle dile getirilir. Yuki^
bt bmını verdiğimiz benzeri bir âyette de infak/zekât mükellefiyetinin ' getirilmeyişi sebebiyle sonuçta o toplumun yerini başka bir milletin alacağı 3. latılırken de şöyle denilir:
“İşte sizler Allah yolunda infaka çağnlıy/orsunuz. İçinizde cimrilik yaponJj m, fakat şunu bilin ki cimrilik yapan ancak kendi aleyhine cimhiik yap^, olur. Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır. Sizler ise (ihtiyaç bakımmd» pksullarsm. Eğer Allah ve bu mükellefiyetten yüz çevirirseniz O, yenr' ze başka bir toplum getirir de bundan böyle onlar artık sizin benzerfer»^ olmazlar"^.
Bu gelen yeni toplumun aynı milletten olduğunu düşünsek bile onunb. dersi çok ağır bir bedel ödeyerek almış olacağı ortadadır. Bu âyetler topkmıst güvenliğe hep birden girilmesi gerektiği yönünde ciddi uyarılar içerirler. Bur. da her halde şunu söyleyebiliriz; İnsanlığın büyük kısmı “aşağıdakiler” oluyu da çok küçük bir azınlık arşta yaşıyorsa orası arşla birlikte çöker! Bu yukandak âyetlerde yer alan irşat ve uyarıları tüm dünya insanlığı için de düşünmerrc gerekecektir. Çünkü Kur’an’daki Allah ve Peygamber yerel konuşmazlar.
Sınırsız hırs ve iştahın insancıllığı göz ardı edeceği açıktır. Keşke açlıj: mız gıda maddelerine değil de, hep kendileriyle doyulmayan ilme, hikmete mânaya/mâneviyata, sanata, tefekküre, hayra ve daima daha güzel olmaya karşı olsa!
54KurtublTeK XVI, 83 (Kahire 1967)
55Bakara. 2/195
56Muhammed, 47/38
İnfak, adak’ta olduğu gibi, kişinin, kendi iradesiyle mali değeri olan bir şeyi kendisi için bir mükellefiyet haline getirmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Beizan da infak "keffaretler’de bir ceza ibadet şeklinde ortaya çıkmış olur. Pek çok keffaret türü vardır ve hemen herkesin bilmesi hasebiyle yemin keffareti bunların başında gelir. Türlerine göre değişse de keffaretlerdeki sorumluluk sırasıyla; köle azadı ki artık günümüz için söz konusu değildir ve bu olmazsa keffaretin türüne göre belli sayıda fakiri giydirme veya doyurmak şeklinde tesbit edilmiştir; bu da söz konusu sorumluluğun, belli bir niyete dayanan infakla İfasıdır. Bunlara güçleri yetmeyenlerden ise oruç tutmaları istenir ki bunun bir infak yanı yoktur. Kasten orucu bozmaktan kaynaklanan “Oruç keffaret\”m gelince burada, kat kat fazlasıyla da olsa orucun oruçla cezasını çekme, fakire infaktan önce gelir. “Katil keffareti”Tide ise, köle azadı bir tarafa, ilgili âyette iki ay oruç istenilip yoksula infak yer almadığından fıkıhça burada infak geçerli sayılmamıştır'"'.
Allah’ın, bütün bu keffaretleri, sonuç itibariyle infak veya diğer çeşitten bir ibadet sorumluluğuna bağlaması, O’nun bu cezaları kulu için bir sevap vesilesi yapma iradesinden kaynaklanmış görünüyor. İşte Kur’an’da karşımıza çıkan Allah böyle rahman, rahim bir Rabb’dir ki böylesi bir Rabb’i diğer dinlerde bulmak zor olabilir. Ana-baba çocuklarından bir şey beklemeden onları severler. Ancak kendilerinden mukabil sevgi ve de saygı beklerler. Muhtaç olduklarında onlara hizmet, ahlâkî değil artık fıkhî bir vecîbe olur. Allah’ın bütün bu verdiklerine karşılık kullarından istediği de kendisine saygı ve ibadettir. Bu da îmanı ve fıkhî bir mükellefiyettir. O kendisine olan ibadetlerin önemli bir kısmını yine insanların faydalanacağı türlerden ister. Genel infak içine giren tüm harcame çeşitleri ve davranışlar böyledir.
Sürekli hastalık, güçsüzlük ve yaşlılık sebebiyle oruç tutamayanın, buı karşılık ödeyeceği fidye'ye gelince burada fidye, asıl olan oruç için bedel' ibadettir^^. Bedel ibadetler de Allah tarafından tayin edilirler. Namaz için be ibadet tayini yapılmadığı gibi Hac ve Kurban için de onların yerine dinde b( ibadet söz konusu olmamıştır.
Katil keffareti yanlışlıkla adam öldürme sebebiyle istenen keffarettir, ayrınb için ilgili başlığa 57 Bakara, 2/184 -185..bolu satılık daireler sundu..bolu sahibinden satılık daire :: bolu satılık daire

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder