19 Temmuz 2015 Pazar
bolu sahibinden satılık daire arsa ve islam bilgilerim
bolu sahibinden satılık daire arsa ve islam bilgilerim sizlere yine bugün elimizden gelen gayreti gösterdik ve bolu sahibinden satılık daire arsa diyorki anlayanlar burada yukarıda sözü geçen nıutw.._ ^ şünmüş olmalıdırlar. Hz. Peygamfaer’in;Ba\)ram namazı mahallinde bulunan kesim ilerinde bir koçu hem hem de ümmetinden kesemeı^enler için kestiğine”.
ilişkin hadise gelince burada onun kesemeyenler adına böyle davr, rulür ki onlar zaten bununla mükellef durumda değillerdir. “Peygarrt kurban kestiği için kendisinin de böy^le ı^aptığını söyleyen Enes (r. berinde ise’*^ onun bunlardan birini kim için kestiği belirtilmez. P< bunu ümmeti veya onlardan kesemeyenler yahut da ailesi adına k bilir. Nitekim Hz. Aişe ve Ebû Hureyre (r.a)’ye dayandırılan bir baş “Resûlüllah’ın, kurban kesmek istediğinde, boynuzlu, besili, beyaz ca) iki koç satın alıp onun bunlardan birini ümmeti, ötekini de kene adına kestiği ifade edilir.
Resûlüllah’ın hizmetkârı Enes’e gelince o burada, kendisi o k( madiği halde Peygamber’in bu tavrına uyup kurbanlarından biriı müslümanlar veya kesemeyenler adına kesmeyi yeylemiş olabilir.
Peygamberdin, kızı Fâhma’yh kurbanı başında bulunup duas çağırdığına, ilişkin hadise bakarsak^®^ biz onun Hz. Ali (r.aj den b ban kestiğini söyleyebiliriz. Burada; aile adına kesilen kurban onun dır, gibi bir itiraz ileri sürülebilirse de hadisten ilk anlaşılan her hale
Peygamber; “kendisi, ailesi ve ümmeti adına” diyerek kurl o burada topluca ailesi adına kurbanı kasdetmiş olabilir. Yukand el-Ensörî hadisinde de aile adına kurbandan söz edildiği görülür, ümmetle ilgili boyutuna gelince o burada içinde infak unsuru d ibadetinden ayrıca tüm müslümanların da sevap olarak bir pay i etmiş olmaktadır. Nitekim hiç bir fakih ve mezhep burada, ResûF' ümmet fertlerinden bu yükümlülüğün kalktığı iddiasında bulunm,
100Buharî, Edâhı, 7; Nesâî, Dahâyâ, 14
101İbn Mâce, Edâhî, 1 (hadisin râvilerinden Abdullah b. Muhammed’in durumu tr
102el-Mûnzirî, et-Tergîb ue’t-Terhîb, ll, 154 (Beyrut 1968); Kâsânî, VI, 325; İbn Ku<.
imiş olsak da sahabe kurbanına çokça şahit oluruz. Bir mâliki olan İbnu’l-jbî (Ö.543 h) eserinde; ilk iki Halîfe (r.a)’nin, kendileri dışında, eşlerine de met olduğu zannedilmesin diye ayrıca onlar adına kurban kesmediklerine dn bir haber kaydeder'^ ki bu, aileye kurban fikrini bir ölçüde destekler îliktedir. Ancak bu, kocanın eşi adına kurban kesme mükellefiyetinin bulun-dığı şeklinde de anlaşılabilir. Durum ne şekilde olursa olsun bu, eşlerin bizza idi imkânlarıyla kendileri adına kurban kesmelerini engelleyici görülmemeli Kurbanda ferdî sorumluluğu esas alan Hanefîler için zaten böyle bir şey sc lusu olmaz.
Daha önce de belirttiğim üzere kurban kesmede zorlanan kişi ve ailel meye kurban” görüşünden faydalanabilirler. Bu yönden bir rahatlık içini unanların da ibadet sorumluluğunun kişiselliği ilkesi uyarınca Hanefî yoluı nalan güzel olacaktır. Hac kurbanı’na gelince o, belli hac çeşitlerine ait ;ip olduğu için her halükârda kişi onu şahsen kendi adına yerine getirn" Timundadır.
c- Peygamberin Medine’de Özel Kesim Yeri Ve Kurban Kesm< Merâsimi
Bazı haberlere bakarsak Pe\;gamber fs.aj’in, kurbanını bazan şehir iç miş olsa da genelde onu bayram namazlarına tahsis edilen ve adına mu amazgâh) denilen açık alanın yakın bir yerinde kestiğini söyleyebiliriz. ] j Dâuud ve Nesâî bu münasebetle kitaplarına “Imam/devlet başkanınır um musalla (namazgâh) ta kesmesi” diye bir başlık atarlarken mesela E Peygamber’in, hayvanlarını bu özel kesme yeri “menhar”de kestiğine lerler kaydeder. Bu, kurbanın şehir içinde ötede beride rastgele kesilir iindan önem taşır. Yine bu hadislerde geçtiğine göre daha sonraları len bazıları da, teberinken (daha fazla mânevi berekete ulaşma m ::ak ki kurbanlarını bu yerde kesmeyi yeğlemişlerdi^”^.
Deyim yerindeyse burada Peı^gamber tarafından bir kurban kesm^ i yapılmış oluyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi halk da kurbanını ra kesmişlerdir. İşte burada, peygamber ve aynı zamanda halkın idai
Ibnu’l-Arabî, IV, 461
bak. Ebû Dâvud, Dabdyd, 8-9; Buhârî, Edâhi, 6; İbn Mâce, Edâhî, 17; Nesâî, Dahâ^/â,
Pej^gamber'in bu merasim ve tavrı günümüzde de, ısıeyen devlet ve de vâiilerce bir esin kaynağı olarak örnek alınabilir; Çünkü bu, ayr bayramdır ve halkın bayramının da bir parçasıdır.
G- KURBANIN TOPLUMCUL DAYANIŞMA YONt İKTİSADÎ FAYDALARI
1- Kurbanın Ziyafet, İkram Ve Toplumcul Dayanışm
Kurbanın Et Ve Yan Ürünlerine Yapılacak İşlem Ve Dayanışmadaki Yeri
al- Kurban Etine Yapılacak İşlem Ve Eti Bölüştürme E
Kurban aynı zamanda bir bayram olduğu için bu yönüyle d< ziyafet ve dostlara ikram günüdür. Bu sebeple hac olsun bayram bunlar adak, keffaret ve hacda ceza kurbanları gibi olmayıp bu ikis sahibinin de yararlanmasına ve tabiaüyla varlıklı yakın ve dostla izin verilmiştir. Varlıklıya verilen et bir ikreım ve hediye hükmündı Bu konuda Kur’an’da kurban sahibine verilen izin şöyledir:
“Onlardan hem kendiniz \^e\;in hem de ihtiı^acını gizleyen, g sutlara yedirin’'^^^.
Hanefîlerin ünlü fakıhi Kâsânı (Ö.587 h); Kurban günlerin ikil ve kurban sahibi herkesin Allah’ın misafirleri sayıldıklarınd )u ziyafetten yiyebileceğini ve hatta kişinin kendi kurbanındaı emesinin âyetteki “Yeyin ve yoksula da yedirin”, ifadesine ve e hadislerine dayanarak bunun müstehap (güzel bulunan b uğunu, yazar. Hatta hadislerde, o ilk zorlu açlık dönemleri
tıldıktan sonra, bayram günlerindeki yemenin ötesinde Peygamber’in, bir iktar kurban etinin ilerisi için de evde saklanabileceğine izin verdiği görülür önceden üç günlük bir yiyecek için eve ayırım yapılıp geri kalanın yoksula darılması isteniliyordu^®^. Bu da gösteriyor ki bu biriktirmenin yapılabilmes n toplumda yoksulluk ve açlık günleri hüküm sürüyor olmamalıdır. Bun: ire biz kurbandan yoksula aktarılacak miktarı belirleyici olanın toplumda yoksulluk boyutu olacağını söyleyebiliriz. Kâsânî; etin 3’e bölünüp bunu ine halkı ile varlıklı da olsalar yakınlar/dostlar ve yoksullar arasında pay edi 2sinin iyi olacağını, bununla birlikte o, fazladan bir sadaka olarak tamamın , dağıtılabileceğini söyler. Durumu pek iyi olmayan aile de onun hepsi ndine ayırabilmektedir ki bu da nafaka ve tasadduk ile ilgili:
“Önce ailenden ba§la”^°'^, lamındaki bir hadise dayandırılmıştır^®®.
Kurbanı bu şekilde üçe bölme konusunda Hanbelîler de hanefıler gibi < nürler. Son görüşünde Şâfiî, kesen için 1/3’i yerinde görürken o, âyet ve s tten ayrılmamak için tadımlık bir şey alınarak geriye kalanın tümünü yokî rmeyi daha üstün görür. Şâfiî de, hediye kabilinden zengine vermeyi ya uygun görmektedir. Mâlikîler'e gelince onlar bu şekilde onu belli nisbe İmeyi müstehap gibi bir hükme bağlamayıp bunu; “Yeyin, ayrıca da ilerisi s a\^ırın ve tasadduk edin”, anlamındaki hadise aykırı görerek onu kişi dirlerine bırakırlar^®^.
Genel tavsiye odur ki geçimde sıkıntı çeken aileler hariç bu ilerisi için ne konusunda fazla ileri gidilmemelidir.
Bir kimse komşu ve dostlan için ayırdığını kendi evinde de pişirip ziy< de onlara ikram edebilir. Böylece kurbanın 2/3’sinin evde bırakılması i ^uş olur. Kurbanda asıl olanın hayvanı Allah adına kesmek olup ıdduk”un ikinci derecede bir rükün, tâli bir unsur olması dolayısıyl jn tümünü yoksula vermek gerekli olmamıştır.
- Kurban eti ile içki içme: Bu, dînî ahlâkın da bozulduğu düny fian zaman sorulan bir sorudur; İçki içmek bizatihi İlâhî buyruğu ihlâldi nîmet onunla yan yana getirilmemelidir. Kurban etiyle içkiye gelina ıca
a. Kurbana aracı kurumlar: Kurban etini yoksulla buluşturan kurum ve kuruluşlara günümüzde önemli ölçüde ihtiyaç vardır ki önce onların yaptıkları bu hizmetin mânevi değerini tespit etmemiz gerelûr. K( olmasa da, eğer burada Kurban fıkhî açısından yanlış giden bir şeyler vj ve kanaatimiz doğrultusunda onları da dile getirmek bizim sorumluluğu) Kurbana aracı vakıf, dernek ve benzeri kurumların hizmet ve sorumlulu leri, olabilecek en kısa sürede ve özelliklede bayram gün ve günlerinde y ulaştırmak ve bir aracı olarak onları da bayramın neşve ve neşesine oı yönünde kendini gösterir. Bu etler buzhanelerde tutularak onunla, kur kımları üstlenilen kişilerin yıllık et ihtiyaçleurını karşılama hedefleniyors kurbanı zekâtla kanştırmak gibi bir durum ortaya çıkar. Zekât ile temiı gereken şeyin kurban ile temin edilmeye çalışılması elbet uygun düşm 1ar kurbanlarını, bu aracı kuruma, hiç bir şekilde zekât niyetiyle ver fıkhî bakımdan da bunu yapamazlar. Zekât kurban olmadığı gibi elbet zekât değildir. Ancak bu gibi kurumlar kurbanın deri ve yün gibi yan kendileri de bir hayır kuruluşu olduklanndan, kendileri için değerlendi Söz konusu kurum ve kuruluşlar bence ancaik bir- iki haftalık i çok küçük bir miktarı kendilerinde tutabilir ve yine, varlıklı da olsalc ve müteakip gün veya haftalarda bu kurum ve kuruluşun oraya gek na ziyafette bulunabilirler; Çünkü kurban kendi ölçüsü içinde varlıl ziyafet olabilmektedir. Bu kuruluşlar aslında kurbanı yoksullara dağı vekil tayin edilmiş konumda olduklarından, onların bu kısa sürenin c mesi uygun olmamalıdır ve bu, kurbanın ruhuna da ters düşer. Kurbe kurum ve kuruluşlar tüzel kişi/hükmî şahıs olduklarından onlar bizza olarak onun üzerinde fıkha aykırı bir tasarrufta bulunamazlar; Onu gerçek şahıslara dağıtmak durumundadırlar. Kurban hiçbir zaman k\ ruluşleınn bizzat tüzel kişiliklerine verilemez. Bu noktada onlar bu e dağıtmayı üstlenmiş aracı konumunda olup kendilerinin bu yönde fatlan yoktur. Bu kuruluşlar kurban etini satıp onu paraya tahvil ede gibi yine karşılığında senenin herhangi bir zamanında et almak üz( Tiubadele konusu da yapamazlar. Çünkü mübadele konusunda da Jünkü mübadele konusun da yapamazlar . Çünkü mübadele de I lidir ve kurban eti hiçbir şekliyle satışa müsait deöildir__
b. Doğrudan kendileri adına kurban toplayan kurumlar:
Kurbanı, bir aracı olarak değil de onu doğrudan kendi mensubu yoksullar n toplayan vakıf, dernek ve eğitim amaçlı vs. kurum ve kuruluşlara gelince 1ar da yukarıdakiler gibi kurban ile zekâtı birbirine karıştırma hatasına düş-’melidirler. Bu konuda onlar da bir bakıma kurbana aracı konumundadırlar.
Bu kurumlar, yoksul aile misali, doğrudan kendileri için et toplarlar. Bu bayram ve onun ötesinde pek uzun olmayan bir süre için olmalıdır. Burada lu söyleyebiliriz: Kurbana aracı ana kurum, eğer kendine bağlı öğrenci oda-1 veya çırak ve bekâr odaları, özel himaye, şefkat ve yoksul evleri gibi küçük imler varsa bu yerlerde barınanlara kurban etini geciktirmeden dağıttıktan ıra bu birimler -kendisine kurban eti verilen yoksul aile misali- artık onu dile deri süre bekletip kullanabilirler. Nitekim bir yoksul aile de kendisine verilet rban etini dilediği süre bekletebilir. Bekletmemek, alan için değil veren ve d' konuda vekil konumunda olanlar için söz konusu olur. Aracı kurum vere ma bir vekil konumundadır ve onun bekletme durumu olmaz. O, imkânk ;üsünde en kısa sürede onu gereken yerlere ulaştırma durumundadır; çünV , zekât değil bir kurban ikramıdır. Bunun fıkhı bir çerçeveye oturtulması iç naatımca şöyle bir yol izlenebilir; Dağıtılacak birimlerin imkânlan müsait d ie etler buzhanelerde tutulabilir. Burada ana ve Aracı Kurum; söz konusu ( a ve diğer tür barınaklar ve yurtlara bu etten, hiç vakit geçirmeden ayrı a İli miktar tahsisler yapar ve onlara da diledikleri zaman bunu gelip alma h İl tanır. Yoksula verilecek Zekât, eğer gerekliyse sene içine yayılabilir ve fa 'ban böyle yapılamaz. Bu bakımdan yukarıda sözü edilen yerlerde yaşay için belirlenmiş olan bu miktarı onların serbestçe kullanma hakları olmal naatımca durum bu yolla fıkhî bir çözüme kavuşturulmuş olur. Burada € ü niyetler yoktur, niyet ve hizmetler güzeldir ve fakat her bir ibadetin ken e uyulması gerekli fıkhî bir hükmü vardır.
Biz bu gibi güzel hizmetler veren, yoksulları ve yine o nitelikte talebe ba , çırak yetiştiren bu ve benzeri kurumlarm söz konusu ihtiyaçlarını zekâtli malıyız. Buradaki olumsuz işleyişi sona erdirmede ilk hareket, teşkilatlı umu olmayan dünyamızda her halde bizzat zekât mükelleflerinin kend 1 gelmeli ve onlar bu gibi yerlerin et ihtiyacını öncelikle zekât ile karşılan-İlimle uğraşan yoksullar bir yandan yoksulluk ve öte yandan yine zekâtt bf/i/lah” faslından olmak üzere zekâta iki ayrı sıfatlarıyla hak kazanmış c
zekât bu iki nitelikleri sebebiyle dciha öncelikli olmu^ '»laiJiiı, gerek zekât vermede günümüzde de durum böyle olablln..bolu sahibinden satılık daire arsa sundu..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder