4 Haziran 2015 Perşembe
bolu satılık daire ve psikolojirim
bolu satılık daire ve psikolojirim ve bende sizinde birlikte bolu satılık daire yazdık ve bolu satılık daire diyorki maher, Axclson vc dikerleri (2003), çeşitli kaygı temelli bozukluklann tedavisinde fluokseıin kullanmanın etkilerini araştırdı vc ılaan yararb olduğunu buldu Bununla birlikte, kaygı temelli bozukluklarda ilaçlar dikkatle kullanılmalıdır çunku bu bozukluklar genellikle diğer bozukluklarla eş zamanlı olurlar Psikolojik Tedavi Bazen okul ortamlannda da kullanılan davranış terapisi prosedürleri genellikle kaygılı çocuklarda yararlı olur (Mash & Barkley, 2006). Temel yeterliliklerde ustalaşmada yardımcı olmaya yarayan kendine güven eğitimi vc kaygılı davranış lan azaltmaya yönelik duyarsızlaştırma bu prosedürler arasında yer alır. Kendall ve meslektaşları kılavuz-temelli bilişsel davranış tedavisinin (korkulan aşmaya yönelik başa çıkma stratejilennı zenginleştirmek için pozitif pıekiştirmeyi kullanan iyi tanımlanmış prosedürler) kaygı bozukluklan olan çocuklarda başanlı sonuçlar verdiğini bildı-nvor (Chu 6ı Kendall, 2004). Duyarsızlaştırma gibi davranışçı yaklaşımlar kesinlikle çocuğun yaşadığı kendine özgü soruna göre düzenlenmelidir ve m vıvo yöntemler (yarattıklan kaygı bağlamında değerlendirilen gerçek yaşam durumlarını kullanmak) “hayali” durumlara oranla daha etkili olma eğilimindedir. Svensson, Larsson ve Oest (2002) kısa süreli maruz bırakma voluyla fobileri olan çocuklann tedavisinde başanya ulaşıldığını bildiriyor ilginç ve etkili bir bilişsel-davranışçı kaygıyı önleme ve tedavi etme çalışması da Avustralya'da düzenlenmiştir. Genç ergenlerde kaygıyı saptama ve azaltma amacıyla Dadds, Spence ve meslektaşlan (1997) Avustralya Bnsba-nedeki bir okul sisteminden 7 ila 14 yaşlanndaki 1786 çocuk arasından kaygı bozukluğu ölçütlerine uyan 314 çocuk belirlediler Tedavi müdahalesine blılmalan için kaygılı çocukların aileleri ile bağlantı kurdular ve 128 çocuğun ailesi çalışmaya katılmayı kabul etti. Tedavi müdahalesinde çocuklarla düzenlenen grup seanslannda çocuklara kaygılı duygularını tanıyıp bunlar-kı genelde yaptıklanndan daha etkin bir şekilde başa çıkmalan öğretiliyordu. Aynca, anne babalara da çocuklannm davTamşlanyla daha etkin bir şekilde ügılenmelcn amacıyla davranışsal yönetim prosedürleri öğretiliyordu. Terapi tamamlandıktan altı ay sonra tedavi grubunun kaygı düzeyinde, tedavi görmeyen kontrol ömeklemıne oranla, kayda değer azalma görülecekti
Çocuklukta Depresyon ve Çift Kutuplu Bozukluk Çocuklukta depresyon kendini çekme, ağlama, goz temasından kaçınca fiziksel şikâyetler, iştahsızlık, hatla saldırgan davranışlar vc bazı vaka-
davranışları içerir (Pfeffer, 1996a, 1996b). göre (Cohen ve diğerleri, 1998) somatik hasm,^^ 1 hastalık arasında bağlantı bulunmaktadır vt bı ^ ' I rin söz konusu olduğunu akla getiriyor. ''''
;ocuklukta depresyonun sınıflandınlmasındatemd,^ 1
Hamlan DSM lam ölçütleri kullanılıyor (Amtncan
DSM-IV-TR, 2000). Bununla birlikte, nörobıyolojık | 1 ve yetişkinlerin tedaviye verdikleri tepkiler ûztnnje i malar hormon düzeyleri ve tedaviye verilen yanıt ıklar olduğunu gösteriyor (Kaufman, Martin ve dijtık, nn daha fazla incelenmesi için gelecekte daha lazlaı^ çalışmasının yürütülmesi gerekiyor. Çocuklarda dtfn^ anılan değişikliklerden biri de hassasiyetin önemli İni,, iması ve depresif ruh durumunun yerini almasıdır nlerde depresyon sıklığı yüksektir. Genel yaygınlık«» aş altı %2,8; 13-18 yaşlar %5,6 (kızlar: %5,9, eıkflt son 30 yıl içerisinde genellikle tutarlılık sergilnmje 6ar Angold, 2006). Levvinsohn ve meslektaşlanna(W ısına katılan ergenlerin %7,1’i geçmişte intihara tcşdılı r. Bir başka epidemiyolojik çalışmada da Leırasoii! ;994) 14 ila 18 yaşlanndaki ergenlerin %1,7’sinuımili Jugunu bildiriyor.
n çcKTuk ve ergenlerde çift kutuplu tanı da yükseliş5»
; ve diğerlerinin (2007) düzenlediği yeni birçalışmauf opülasyonda yılda küçük yaştakiler tarafındançilttaf yla gerçekleştirilen ofis bazlı ziyaret sayısı 25'ien 1-2003) yükselmiştir ve yetişkinlerde olduğu gibi oğu, yetişkinlerde olduğu gibi, erkektir (66,5).Buflf üleşine eş zamanlı bir tanı, sıklıkla DEHB, konmi‘>'“
Depresyonun Nedensel Etkenleri fnu kaygı bozukluklarında rol oynayan nedeı^‘ ar için de geçerlidir.
(.Halligan, Mu| 2004). Anne da psikolojik psikolojik tan özellikle ann< yoluyla etkile) 2001). Aile g bir çalışma ruj zukluk sergile yon görüldüg Anne ya da b; da (%7,8) ko babaların ço( yüksek oldu^ man ve diğeri Diğer biy cukları depre sorunlara kar bilir. Annen alkol kullanı ğanda meyda şiklikler de l doğum önce ile çocuklan ilişkilidir. M rahimde alke 1ar üzerinde nede alkol olumsuz etk dönemindek arasında bir taya koymuş Ûgrenm görünüyor b
’H.ılhgJin, Murray, Mariins, &r Cooper, 2007; Hammen, Shıh, & Brennan,
|(XH). Anne babasında majör depresyon olan çocuklarda, anne babalann-$ psikolojik bozukluk olmayan çocuklara oranla, daha fazla bozulma ve sıkolojık tanı görülür (Kramer, Warner ve diğerleri, 1998). Bu durum ıcllıkle anne babadaki depresyon çocuğu optimal olmayan etkileşimler olmU etkilediğinde söz konusudur (Carter, Garnty-Rokous ve diğerlen, tX)l). Aile geçmişi ve depresyon başlangıcı üzerine yürütülen kontrollü ur çalışma ruh durumu bozukluğu sergileyen ailelerdeki çocuklarda, bo-ııkluk sergilemeyen ailelere oranla, kayda değer oranda daha fazla depres-on görüldüğünü ortaya koymuştur (Kovacs, Devlin ve diğerleri, 1997). knne ya da babasında depresyon olan çocuklarda intihar girişimi oranının la (%7,8) kontrol grubundaki anne labalann çocuklanna oranla daha I tuksek olduğu görülmüştür (Weis-aıan ve diğerlen, 1992).
Diğer biyolojik etkenler de ço-rvklın depresyon benzeri psikolojik sonınkra karşı daha savunması kılabilir Annenin hamilelik sırasında aİLOİ kullanması nedeniyle yenido-|anda meydana gelen biyolojik değı-gkiikler de bu etkenler arasındadır, doğum öncesi alkole maruz kalma k çocuklarda depresyon bırbtriyle dışkılıdır M J. O Connor m (2001) rkiimde alkole maruz kalan çocuklar üzerinde yürüttüğü çalışma an-■edr alkol kullanımı ve bebekteki üituBMiz etkilen ile erken çocukluk dönemindeki depresyon belirlilen arittnda bir süreklilik olduğunu or-avi kovmuştur
0fren»e Kaynaklı l ikenler Uyumsuz davranışların öğrenilmesi, öyle
'Muv«>r kı çocukluktaki depreşil bozukluk üzerinde önemli bir rol oy-^ vr drprrsvtmun ortaya çıkmasında muhtemelen öğrenme kaynaklı ya
Çocukluk dönemi depresyonunda çekilme, ağlama, göz temasından kaçınma, fiziksel yakınmalar, iştahsızlık ve bazı uç vakalarda saldırgan davranış ve intihar görülür
Stewart, Kennard ve diğerlen (j^ | trdie-rı ve- umutsuzluğun ABDyc oranla HongKongia^j (t olJu^îunu hıldıriyor. Buna ek olarak, çeşitli çalıjmaU,,^ ' lirken v«şta travma yaratan olaylara maruz kalması arttırır. Geçmişte stresli olaylar yaşayan çocuklar on^^ -ine eğilimli kılan depresyon durumlarına karşı daha,^ •rfi. PıckIes ve diğerleri, 1999). Merkezi sinir sisteminin,^ | >ki olarak yo)%un ya da sürekli duyarlılaştırmaya maru;^ | viıeyi ve nörotransmittcr sistemindeki değişiklikleri daha sonraki depresyona karşı daha savunmasızkaln^ (Hfim &r Nemeroff, 2001). Anne babada olumsuz daıt^ ’ duygusal durumlara tanık olan çocuklarda da dcpresrij,^ r (Herman-Stahl &r Peterson, 1999). Ûmcgin, çocuktı^ şanmış ailelerde daha sık rastlandığı bulunmuştur(Pı^ 1996).
araştırma alanı da depresif duygunun aktanlnuHiub^ ^ linin rolüne odaklanır. Araştırmacılar depresif aımelra»' anru etkileşim yoluyla bebeklere aktarma olasılığım ata 6r Huang, 2000). Annelerde depresyon
Pcpresif belirliler ile olumlu olayları dışsal, belirli ve değişken nedenlere, olumsuz olayları içsel, global ve değişmez nedenlere atfetme eğilimi ikleın, Torpey, & Bufferd, 2008), kaderci düşünme (Roberts, Roberts, & ehen, 2000) ve çaresizlik duyguları (Kistner, Ziegerl ve diğerleri, 2001) lirasında pozitif korelasyon olduğunu gösteren çok sayıda veri toplanmışlar Örneğin, bir çocuğun tepkisi yaşıtları
19Q7)- yetişkinlerde kullanılan ilaçlarla ledan etmeye yöneltti. Antidepresan ılaçlann çocuklardaki etkileri üzerinde \Tirûıulcn araştırmalar hem sınırlı Emslıe & Mayes, 2001) hem de olsa olsa çelişkili, bazı çalışmalarda da anti-deprcsanlann yalnızca ortalama bir etkisi olduğu bulundu (Wagner & Am-brosını, 2001). Depresif ergenlerde Buoksetın (Prozac) kullanılan bazı ça-hpttlar bu ilacın plasebodan daha et-bb okluğunu gösterdi (DeVane 6ı Şaibe. \99t fcmslıe, Rush ve diğerlen,
1997) diğer araştırmalar da fluoksetı-m bılışsel-davranışvı terapi ile birlikli kullanıldığında daha etkili olduğu-m gösterdi ( Ireatment lor Adoles-wnh Depression Study (lADS) hm 2004) bununla birlikte belırtı-ienn bütünüyle ortadan kalktığı ender fomldû \nudrpresan ilaçlar çocuk ve -^imierdr islenmeyen yan etkiler de
Depreşil anneler yaşadıkları depresvon-dan kaynaklanan tepkisizlikleri yoluyla depresyonu çocuğa aktarabilirler Ne yazık kı anneler arasında depresvon sık rastlanan hır durumdur Bitkinlik, çocuğun çıitıtı
ok-Mindur. Terapisti yetişkinlerden farklı bir şekilde algılarlar ve terapistin çevrelenin sihirli bir değnekle değiştirebileceği gibi gerçekçi olmayan bir görüşe kapılabilirler. çıKuklar ovrın yoluyla genellikle duygularını, korkulannı ve hissettiklerini doğrudan ve sansürlenmemiş bir şekilde anlatabilirler, bu da klınisyene sorunları ve duygulan hakkında daha net bir tablo sunar (Perr>' 6sr Landreth, 2001). Dolayısıyla, ONun etkinlisi, özellikle de seanslar çocuğun gelişim düzeyi ile tutarlı olduğunda, (^ocuklarla ilgili değerli bir bilgi kaynağı hâline gelmiştir (Lewıs, 1997).
Bir OMin terapisi seansında terapistin genellikle çocuğun ilgili duygulannı ifade etmesini sağlayacak şekilde oyun etkinliklerini yapılandırması ve yönlendirmesi gerekir Bu da terapistin oyun sırasında çocuğa “Oyuncak bebeğin şimdi mutlu mu?” va da “Ov'uncak bebeğin neden ağlıyor?” gibi sorular sorması anlamına gelebilir Sıkıntı yaşayan bir çocuğun sorunlarını anlama aracı olmasının yanı sıra, oyun etkinliği çocuğun davTanışlannda değişim yaratma olanağı da sağlar. Oyun terapisinin merkezindeki süreçlerden biri terapistin yorumlama, duygusal destek ve (genellikle çocuk için duyguları isimlendirerek) duygulara açıklama getirme yoluyla çocuğa dûzciuci bir duygusal deneyim sunmasıdır. Yanı, terapist çocukta daha sağ-bkh bir kişilik ve ilişki gelişimini teşvik eden kabullenici ve güven dolu bir ilişki sunar CHun terapisi durumu çocuğun çatışma ya da sorunları terapi-mn güvenli ortamında yeniden yaşamasını sağlar vc böylece çocuğa kor-külannın üstesinden gelme, yaşam-eyu gerekli değişikliklere ayak uy-diHW va da kaygı ve belirsizliğin vcnnı alacak bir güvenlik duygusu hısKtme olanağı tanınmış olur.
Çocukların sorunlannı azaltma ve tâki nı uyumu teşvik etmede oyun terapisi ne kadar etkili olur? Yetiş-bfdere yönelik tedavi çalışmalarıyla Karşilaştınldığında, oyun terapisinin lok daha olumlu sonuçlar doğurduğu görülüyor Casey ve Berman (1985) çocuklar öiennde dikkatle hazırlanmış hır tedavi araştırması yuruıtu ve bu tıp bir tedavinin venskmlerle yürütülen psıkoterapının etkisine ulaşıyor göründüğü” sonucuna âmı ^ 395) Oyun terapisinin davranış terapisi gibi diğer tedavi tipleri kadar et-«k ridmn görüldü Bir başka çalışmada, davranım bozukluğu olan çocukların tepişme vönciık 8 hahalık bir müdahale programı ile birleştirilen oyun terapisinin ’llık izleme vureunde kayda değer kazanımlar sağladığı goruldu (McDonald, Bel-diğerim, 1997)
Bu oyun terapisi seansında da görüldüğü gibi, çocuklar duygulannı kelimelerle dile getirmek yerine oyun oynayarak ifade ederler bolu satılık daire sundu.
bolu satılık daire :: bolu satılık daire, bolu sahibinden satılık arsalar :: bolu sahibinden satılık arsalar, bolu satılık arsalar :: bolu satılık arsalar, bolu satılık daireler :: bolu satılık daireler, bolu sahibinden satılık daireler :: bolu sahibinden satılık daireler
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder